guns n roses

rumuzumu alırken ilham kaynaklığını benden esirgemeyen grup. kaybolan mp3ümde gidince şarkıları, uzun zamandır dinlemediğimi farketmekle nankörlük ettiğimi düşündüm bak şimdi.

ramiz

iyilik meleği.
bizim gezegenimizden olduğunu sanmıyorum.

biyikli bayanlarin ruj surmesi

sokaklarda görüyorum böyle, yeni bir trend midir, vize haftası dolayısiyle midir nedir bilemediğim oluşum.

olmuyor naneler olmuyor! bıyık altına sürdüğünüz rujla hiç yakışıklı olmuyorsunuz.

takip edilmek

<bkz: nasıl bi' duygu lan?>

https://twitter.com/sedandie

guvercin simgesinin ampule donusmesi

bu ne lan? dediğim olay. *
mesaj yazmak için tıklanılan mektup zarfı simgesinin yerinde ampulun yanması hadisesi. *

şimdi;
iki ihtimal var,
ya operada bu simgeler böyle görünüyor,
ya da akpli biri meydan sozluk yönetimini ele geçirmiş.

<bkz: bir ihtimal daha var o da evrim mi dersin >*

<gorsel: guvercin simgesinin ampule donusmesi/38157+

benden ote benden ziyade

bir şarkıdan öte, şarkıdan ziyade!

ironi

özellikle pazarlama işinde çalışanların okumaları gerektiğini düşündüğüm ve onların da okumak isteyeceklerinden şüphemin olmadığı sıradışı bir kitap. tabii bi' "eşşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak" şeysi yaşanmayacaksa. *

ironi

kapitalizmi ironik bir dille eleştiren, manyak ötesi bi' max barry romanı.

olayları âdeta bir mixer gibi öylesine karıştırdı ki bir ara sonunu getiremeyeceği endişesine kapıldığımı itiraf etmeliyim. iyi kıvırmış ama, hayal gücüne hasta olduğum.

max barry

1973 doğumlu avustralyalı yazar. syrup romanıyla öne çıkmış vefakat ben kendisini ironi isimli romanıyla tanıdım. iyi ki var. tam bi' nane bu adam!
eğlendirirken düşündürenlerden.
şiddetle tavsiye edilenlerden.
din, don, den.
denden.

hic semsiye tasimayan insan

"şemsiye neymiş ki?
doğanın o doğal suyundan nasiplenmek var iken, şemsiye ne imiş?" düsturunu benimsemiş sevilesi varlıktır o insan.
gidip birlikte ıslanılasıdır.
şemsiyesi gökyüzüdür onun, şems'i de gökyüzünde değil midir hem?
yağmur ne güzel, bulutlar falan...

evlenmek

makası bile yeni veriyorsun. öyle sabır isteyen bir iş. *

madam mercedes

nane bu nane.

iki farkli yazarin bazen ayni bilgisayardan sozluge girmesi

feci bi' şey bu yahu.
entryi yazıyor yolluyorsun, bakıyorsun nick başka. o ne biçim bi' şaşkınlık öyle, allah kimseye yaşatmasın. dinimiz amin.

ps: ikidir başıma geliyor. bilgisayara giresim geliyor. kafa atasım geliyor. cinlerim tepeme geliyor. mütemadiyen geliyor efendim durduramıyoruz..

şizofreniye kadar götürebilir bu vak'a, dikkatli olmak lazım.

araba sevdasi

alafranga hastalığına yakalanmış, paranoyak bir gencin hikayesi.
günümüzde de var böyle batıya meyyallenmeye endekslenmiş beyinler, beyinsizlikler.. dünyanın salt kendi etrafında döndüğünü zannetmeler, oha falan olmalar...

yaşlanmasın, ölsün bu genç beyinler.

ramiz

#2585504
sayesinde kaç saattir esra erol izlediğim. bana bu içimi şişirten işkenceyi çektiriyorsun ya bi de çıkmazsan programa allah cezanı verecek. işkence mişkence dedim ama bazı yerlerinde koptuğumu itiraf etmeliyim. kadının biri gelmiş adamın birine talip olmuş esra erol soruyor:
- kaç çocuğun var?
+ çocuğum yok benim, yapmaya geldim.

te allam ya.

ask

tanımı, sevgili'de âşikârdır aslında.
ne olduğunu anlatmaya kâfi gelmez belki kelimeler, ama ne olmadığını rahatlıkla anlatabilirsin. bozuk bir şofben gibi değildir mesela, 1'e getirdiğinde seni donduran, 2'ye getirdiğinde canını acıtacak kadar yakan! itidal noktasıdır. her ayrılıkta virgül konulan...

buryan kebabi

gidip yerinde yiyelim dedik, gittik, yedik de.. fakat o neydi öyle arkadaş? siirt'teki o manevi havanın doyurduğu karın tokluğuyla yediğimden midir nedir beğenmedim ben. midemi kaldıracak kadar kötüydü tadı, berbattı, iğrenç ötesiydi. keçinin kılının kokusunu alıyordum bizatihi.
ama "eminim güzel bir yemektir, gittiğimiz yer iyi yapamamıştır" diyerek bir kez daha yeme şansı vericem kendime. ne zamana kısmetse artık..

secmeli ders

üniversitedekini zorunlu seçtiriyorlar arkadaş.

hayır madem zorunlu olarak seçtireceksin niye adına "seçmeli" diyorsun, madem seçmeli diyorsun ne demeye zorunlu tutuyorsun? he?

"seçmece karpuuzz" diye bağıran seyyar satıcının, almak için gelen müşteriye karpuzlarını elletmemesi gibi bi' şey lan bu. baştan ayağa saçmalık.

sonra da, neden ibni sinalar, ibni haldunlar, farabiler, cahit arflar yetişmiyor artık, niye bütün öğrenciler ibne oluyor diye veryansın ediyorsun. al işte! hep bu seçmeli dersler yüzünden.

<bkz: işte bunlar hep seçmeli dersler>

henri bienvenu ntsama

<gorsel: henri bienvenu ntsama/37844+

ask acisi

hangi aşk acısı lan?

1) eğer ayrılınmış bir ilişkiden doğuyorsa bu acı;
ayrılmışsan bitmiştir arkadaş. bitmişse bitmiştir. hem acı değil, bir rahatlık hissetmelisin üzerinde. çünkü artık, aha aldattı aha aldatacak modunda paranoyakvari bir yaşam sürmeyeceksin. onlar geride kaldı. bakma arkana. mal mısın? bırak o sana baksın, kaybettiğine bi de ne kazandığına baksın. geçecek yavrum, geçecek bunlar.

2) eğer ayrılınmamış bir ilişkiden doğuyorsa bu acı;
acı varsa, ayrıl gitsin zaten. huzur değil de acı veriyorsa bırak gitsin. hayatta her şey acı zaten, sevdiğin insan da acıtıyorsa diğerlerinden bir farkı yok demektir. diğerlerinden bir farkı yoksa, onu özel kılan ne? he? yalnız olmak, yanlışla olmaktan iyidir. hadi koçum, hadi güzelim.

3) eğer platonik bir ilişkiden doğuyorsa bu acı; (platonik ilişki? oha! platonik aşk işte lan, anla.)
hah işte bu acı en güzel. bu acı, tatlı bir acı. bu acı çikolata, bu acı bal. sakın söyleme gidip. öyle uzaktan uzaktaan (göksel mod on) yaşa aşkını. yok ben gidip söyleyecem illa diyorsan, söyledikten sonra buraya gel (#2555691) madde 1 ve 2'deki tavsiyeler senin için çünkü.

hayırlı olsun.